Fenerbahce - Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahce - Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2011 Cumartesi

Metris'e Selam, Seriye Devam | Gaziantepspor 1 - 3 Fenerbahce

Gaziantepspor-Fenerbahce maçında polisin içeri almadığı pankarttır.

   Hesaba katılmayan şeyler vardı:
Birincisi, bu taraftarın takımı bu kadar sırtlayacağı tahmin edilmedi.
İkincisi, ekonominin hızlı hamlelerle düzeltilmesi beklenmedi.
Üçüncüsü, ekonominin bozulmaması uğruna satılan oyuncuların yerine alınanların panik halinde değil de, bilinçli şekilde alınacağı düşünülemedi.
Dördüncüsü, takım-taraftar bütünleşmesinden doğan isyanın, güce dönüşmesi hesap edilmedi.
Ve beşincisi Alex'in de sürece dahil edilmesi unutuldu, belkide en büyük hatanız buydu.

   Uğur Boral'ın da söylediği gibi, Fenerbahce bu sene maç kazanmaya çıkmıyor, Onurunu kazanmaya çıkıyor. Ve bizler bu sene galibiyet-mağlubiyet ikileminde değiliz. Bu sene sarı-lacivert'i ne olursa olsun bağrımıza basmak, ne olursa olsun peşinden koşmak, sırtımızda taşımak en büyük görevimizdir.

   
   Fenerbahce hala kaldığı yerden devam ediyor.
   Ve Alex, bir Çinli'nin yine mi pilav-yine mi pilav isyanını, yine mi Alex-yine mi Alex isyanına döndürüyor, düşman tarafa doğru. 
  Uğur Boral giriyor, yarım saat ancak dolmuşken sakatlanan Mehmet Topuz yerine. Giriyor yıllar sonra, giriyor ama sağ kanada geçiyor. Yıllar sonra giren solak Uğur Boral sağ kanatta, hata kelimesi geliyor dilimizin ucuna ama çıkartamıyoruz, Aykut Kocaman alıyor çünkü onu oyuna, ve bu öyle bir isyan ki sağ kanatta bir Uğur Boral büyüyor, sırıtmıyor velhasıl ve Alex'e attırıyor golü.
   Bienvenu beliyle atıyor golü, ona o ortayı Ziegler kesiyor, Stoch yedek kulübesinde somurtuyor.
   Bienvenu golü atıyor kameralar Stoch'da.. Çok düşman var sarı kanaryam, hepsine sıra gelecek.
   Geçen sene soyunma odasından kovduğu Bekir'in bu seferde elini havada bırakıyor Tolunay Kafkas, hani şu 90+4'de attığımız golden sonra tribünlere küfürler eden adam, sana da sıra gelecek.

13 Eylül 2011 Salı

Lig Başlamadı, Fenerbahce'nin Maçı Vardı


   Demiştik ya, bu sene sarı-lacivert'i giyen kim olursa olsun, ister ayağı kaysın, ister ters bassın, gerekirse bu taraftar sokacak o topu üç direk arasına!
   Demişlerdi ya, Fenerbahce çok güç kaybetti, şu gitti, bu gitti, şöyle maddi kayıp, böyle marka değeri ..
Şimdi iki gözüm, siz iyi hoş diyorsunuz da, biliyor musunuz;
Bu taraftar, Fenerbahce sokakta oynasa, kaldırımları tribün yapar.
Bu taraftar, 1 günde hasılat rekorları kırar.
Bu taraftar, önce arma, sonra hayat der.
Bu takım, iskeletini bozmazsa, ne gücünü kaybeder, ne taşıdığı formanın değerini unutur.
Vurdunuz, salladınız ama yıkamadınız velhasıl.
Belki görmek ya da duymak istemiyorsunuzdur Fenerbahce düşmanlığından ama söyleyeyim yine de;
FENERBAHCE KALDIĞI YERDEN DEVAM EDİYOR!

Fakat koşmuyor abicim..

21 Eylül 2009 Pazartesi

Fenerbahçe 1 - 0 İBB

  



Hafta içi alınan mağlubiyetten sonra hiç maç havasının olmadığı bir günde Kadıköy'de Belediye'yi ağırladık. Maç havasının olmaması maçın içindeki oyunculara da yansımıştı ki bir - İki kişi hariç herkes bitse de gitsek havasındaydı..

Muhtemel kadro değişikliği gerçekleşmiş Carlos yerine Vederson görev yapıyordu. Emre'nin cezalı oluşu Mehmet'i ilk 11'e yerleştiriyor, bu maça yetişmesi zor görünen Gökhan sağ bekdeki yerini alıyordu..
Gerisi bildiğimiz gibi; solda uçta Andre, sağ uçta Kazım, en uçta Guiza, arkasında Alex, defansın önünde Baroni onun arkasında Lugano ve Bilica en geride Volkan..

Vederson'un takıma girmesi ya da Carlos'un olmaması sol tarafa hareket getirmiş gibiydi. Açılan ortaları Belediye savunması karşılasa da hiç değilse ortalar açıldı, atak yaratıldı sol taraftan. Tabi bu düşünce diğer maçlara göre. Yoksa hala sol taraftan içeri katedip ceza sahası içinden içeriye kestiğimiz top yok..
Başka bölgelerde değişiklik olmadığı için yine tekdüze futbol vardı sahada. Guiza'ya şişirilen anlamsız toplar bunlardan biriydi. Belki Semih olsa olurdu da.. Guiza'nın top indirme becerisini ben daha göremedim.. İstisnai maçlar vardır fakat genele yaydığımızda gördüğümüz şu ki Guiza -eğer taktik bu şekilde olacaksa- bu takımın forveti olamaz. Kendi evimizde oynadığımız maçlarda çift forvet çıkarsak bunlardan biri rahatlıkla olabilir fakat bu şekilde başarılı olması zor görünüyor..
Sağda Kazım'ın bir süre dinlendirilmesi herkes için iyi olacak. Başka söze gerek yok..

Maçın adamı olarak ben Gökhan ve Bilica'yı öne alıyorum.
Gökhan gerçekten şu dönemdeki Fenerbahce'nin en iyi oyuncusu! Defans yapar, atağa çıkar, çalım atar, yayın orada şut imkanı arar. Tek zaafı açtığı ortaların kalitesi ki onu da zaman için düzeltebilecek biri kendisi..
Bilica'ya gelince bugün savunmada tek başına çalıştı desek yeridir. Savunmanın değil sahanın her yerindeydi. Duygusuz giden maçta zaman zaman takımı ateşlemeye çalıştı. Böyle devam etmesini umuyorum ki ben ondan biraz ütopik olsa da bir Lucio vari defans izlenimi görüyordum..


        


Carlos'un kulaklarını çınlatırcasına attığı gol için Vedo'ya sevgiler..

Fazla söze gerek yok 1964 ylından sonra ilk kez 6'da 6 yaptık.
Bunu bize ters gelen bir ekip karşısında yaptık.
Benim tek bir sözüm var;
Özer Hurmacı'yı da gör Hocam..


21 Eylül 2009

Emre ÖZTÜRK

14 Eylül 2009 Pazartesi

Bursaspor 0 - 1 Fenerbahçe

Cumartesi oynanan derbiden sonra Fenerbahce'nin yenmesi gerekiyordu Bursa'yı. Zira bu sene lig, bir kaç maç puan kaybedenin elinde patlayacak gibi. Galatasaray'ın 3-0'lık bir oyun oynamadan 3-0 kazandığı Beşiktaş maçından sonra beşte beş yapmış olması Fenerbahce'yi daha çok motive etmeliydi. Nasıl bir kadro çıkaracağını bilmediğimiz Herr Daum ve oynamasını istediğimiz Özer vardı sadece kafamızda, maça saatler kala..





Emre'nin cezalı, milli takımdan dönen oyuncuların yorgun olmasıyla farklı bir diziliş bizleri bekliyordu. Kadrolar açıklandı;
Volkan_ GG - Lugano - Bilica - RC_ Baroni - M.Topuz - Vederson - Kazım_ Alex_ Guiza
Önder yerine Bilica, Andre yerine Vederson, Emre yerine M.Topuz ilk 11'e girmişlerdi. Özer yine ortalarda yoktu..

Ununu eleyip eleğini asma zamanları yaklaşan Carlos ve önünde Vederson ile o kanattan pek etkili olmamız düşünülemezdi. Carlos geldiği günden beri hem tecrübesi hem oyunuyla takıma çok şey katmıştır. Bu herkesin kabulüdür. Fakat artık kimse Carlos'dan 45 metre depar atıp orta açmasını beklemesin. Gelecek sezon ya bek ya da sol açık alınması için çalışmaların başlaması gerekiyor. Bence Andre'yi beke çekip önüne tam anlamıyla bir açık oyuncusu gerekmektedir. Mutu gibi..
Bu maçta Andre'nin yorgunluğu ve önümüzdeki Twente maçı nedeniyle Vederson oynadı. Keşke Özer'i görseydik be Hocam. Çok mu bir şey istiyoruz. Bu çocukta potansiyel var. Neden gelecek sezonun Andre-Özer'li sol taraf temelleri atılmasın? Deneyelim en azından. Bildiğimiz Vederson yerine bu çocuğa şans vermek daha iyi olmaz mı? Umuyorum ki ilerleyen zamanlarda Özer Hurmacı takımdaki yerini kah ikinci yarı, kah ilk 11'de alacaktır..

Orta sahada Emre'nin yerine Mehmet oynadı. Emre bu sene gerçekten takımın yükünü çekmeye başladı. Defanstan aldığı topları ileriye taşıyor, ileride ve geride pres yapıyor, ayağında top tutuyor, sorumluluk alıyor kısacası. Hırsının ve medyanın da kurbanı oluyor kimi zaman. İşte o Emre yine hırsının kurbanı olmuştu ve bu maçta cezalıydı - bu konu ile ilgili ayrı bir yazı yazılır o yüzden pek girmek istemiyorum -. Onun boşluğuna yerleştirilen Topuz ilk başlarda tutuk gibi görünse de ilerleyen dakikalarda yerinde pasları ve zaman zaman taşıdığı toplarla etkiliydi. Emre kadar ileride ve geride pres yapmasa da görevini yerine getirdi. İlerleyen haftalarda 'zımba' gibi şutlarını da bekliyoruz sevgili Topuz, hadi bakalım..


Maç başladığında tahminim Manisa gibi Bursa'nın da ileride presle maça başlamasıydı. Ama öyle olmadı. Baskı daha çok orta sahanın Bursa yarı alanına bakan diliminde başlıyordu. Bursa'da 'Batalla' ismindeki arkadaş gerçekten iyi bir futbolcu. Fakat bu maçta pek göremedik kendisini. Bursa daha çok solda Volkan Şen, ortada İvan Ergiç, ileride Sercan ile etkili olmaya çalıştı. Gökhan, Volkan'ın kanadını iyi savundu.  Lugano ve Bilica'nın belkide ilk kez yanyana oynamasına rağmen kademeleri yerindeydi. Bir kere defansın arkasına adam sarkıttılar ondan da gol çıkmadı..
İlk yarıda Guiza biraz daha becerikli olsa iki ya da üç farklı üstünlük yakalanırdı.
Ama olmadı.





Olan bir şey vardı ki onu da KRAL yaptı. Alex'in o attığı golü en az 7-8 kere izledim. Tam köşeye, bilerek, yanındaki adamlardan rahatsız olmadan o topu oraya göndermek. Herkes yapamaz bunu..
Maçı dakika dakika yazmaya  gerek yok.
Gittik, aldık, geldik. Ötesi yok..
Beşte beş yaptık.
Aklımızda 10. hafta olsa da şimdilik Twente maçına kilitlendik.


Son olarak ilk fotoğrafa bakıp şunu söylemek istiyorum:

Elinde MAŞA olan ya da MAŞA ucundaki ÇOBAN olan bir arkadaş vardı dün..
Ona lafım şudur;
Bu çocuklar Kurt, sen Koyun mu sandın ?

14 Eylül 2009

Emre ÖZTÜRK